BABAMI KAYBETTİM

Ben gizem; Babam ölmeden önce ona seni çok özledim yazmıştım oda bana bende sizi çok özledim yavrum yarın kanser tedavisi için Ankara’ya gideceğim annen ve kardeşin bundan sonra sana emanet dedi öleceğini hisseder gibi. Ankara’ya gitti yanında halam kalmıştı halamın anlattığına göre hastaneye yattıktan sonra hiç ağrısı ve ateşi kesilmemiş buzlu sulara sokup onca derdin içinde birde zatürre yapmışlar onu. 1 hafta olmuştu hastaneye yatalı tabi bizde Ankara’ya babamın amcasına gelmiştik. Babamı yoğun bakıma almışlardı durumu kötüydü gece bacağına pıhtı attığını öğrendik annemler aceleyle hastaneye gittiler ameliyata alınmıştı babam sol bacağı kesilmişti.

Ameliyattan 2 gün sonra oradaki hemşirelere pilav ve yoğurt yemek istediğini söylemiş hemşireler bunu bize söylediklerinde annem hemen yapıp götürmüş babamda doya doya yemiş onları. 1 haftadır yemek yemediği için bir şeyler yemesi bizi çok mutlu etmişti iyiye gittiğini düşündük ve halamın da isteği üzerine biz Karabük’e döndük döndükten 1 gün sonra her yerine pıhtı atmaya başladı. Kalbi sürekli duruyormuş ama çalıştırmışlar. 3. günde kalbine pıhtı attığını öğrendik hiçbir şeye ağlamayan her zorluğa karşı dimdik ayakta duran dedem karşımda küçük bir çocuk gibi hüngür hüngür ağlıyordu. Dedem ağladıkça benim içimi değişik bir korku kaplıyordu onu daha önce hiç ağlarken görmediğim içindir belki bilmiyorum. O gün aksama kadar babamın ölmemesi için ALLAH’A dua ettim. Sabah dayımlar geldi Ankara’dan yanımızda olmak birazda olsun bize moral vermek için.

Ertesi gün oldu gözlerimi açtım başımda dayım yengem ve annem vardı. Dayım uyandığımı görünce başımı okşadı hepsinin gözünde bir acı vardı anneme baktığımda ağlıyordu hemen yataktan kalktım anne ne oldu dedim annem babanın kalbi durmuş dedi çalıştırabilmişler mi diye sordum evet dedi niye ağlıyorsun o zaman dedim annem cevap vermedi ve ağlamaya devam etti. Sonra dayım geldi kolumdan tuttu ve gel içerde babanın dayıları var seninle bir şey konuşacaklar dedi. Onların yanına gittim ve bana babanın bütün iç organları bitmişti zaten dün gece saat 1’de kalbi durmuş kaybettik başın sağ olsun dediler. O an ne çevredekileri duyabiliyordum ne de söylenenleri algılayabiliyordum. Anılar teker teker geçti gözümün önünden babamın her akşam işten gelip bize sarılması, onunla yediğimiz bütün akşam yemeklerimiz. Kardeşimle bana altın yavrularım derdi hep Bir gün hiç unutmuyorum ellerimi yıkamıştım o buz gibi ellerimi babamın sırtına değdirmiştim babam hiç hareket etmemişti baba neden geri çekilmiyorsun üşümedin mi dedim ellerimi tuttu sırtına daha çok bastırdı ve bana yeter ki senin elin ısınsın yavrum ben donarak ölmeye de razıyım demişti. Artık ellerimi ısıtacak, üşüdüğüm de beni saracak, üzüldüğümde ağladığımda yanımda duracak bir babam yoktu. 17 mart 2020’de kaybettim onu her yıl başında kalbim acıyor sanki her yıl geçtikçe babam 2020’de kalmış bizimle değil gibi hissediyorum, mezarına gidemiyorum.

En çok üzüldüğüm şeyde babamın doğum günüyle ölüm gününün aynı gün olması. Babam öldükten sonra asla gidemedim evimize babaannemlerde kaldım annemler dayımlar beni eve götürebilmek için bir sürü şey yapıyorlardı ama cesaret edemiyordum bir türlü. Bir gün babam rüyama geldi ve anneni ve kardeşini sana emanet etmiştim onları yalnız mı bırakıyorsun dedi uyandığımda şok olmuştum normalde ölülerin rüyaya gelip verdiğimiz sözleri hatırlatacağına inanmıyordum saçma geliyordu ne de olsa ölüydü yani. O günden sonra cesaretimi toplayıp evimize gelmeye karar verdim. O gün bu gündür babamın yatağında yatıyorum bu odaya yatağa evimize her baktığımda babamı görüyorum. Ve anılarımızın bir kısmı babam öldükten sonra silindi hafızamdan babamın sadece öldükten sonraki yüzünü hatırlıyorum ve biliyorum ki o her gece gelip benim saçımı okşuyor, her ağladığımda gözyaşımı siliyor sadece ben onu göremiyorum. Onu artık dünya gözüyle göremiyorum belki ama kalbimle hissedebiliyorum seni çok seviyorum babacım..
(Babamın adı MUSTAFA DEMİRHAN eğer buraya kadar geldiyseniz babamın ruhuna 1 Fatiha okur musunuz Allah razı olsun)
